Makale Detay

icon

Makale Detay

Konu : ZAMANAŞIMINA UĞRAYAN MEVDUAT

Tarih : 03 Mayıs 2026

   Bankalar birer güven kuruluşu olup mudiden aldığı parayı güvenle saklamak ve istenildiğinde yine mudiine iade etmekle yükümlüdür. Bunun sonucu olarak da en hafif kusurlarından dolayı sorumluluklarına gidilebilmektedir. Bu sebeple kanun koyucu, mevduatın zamanaşımına uğraması için çok sıkı şekil şartları kabul etmiştir.

   5411 sayılı Bankacılık Kanununun 62.maddesine dayanılarak hazırlanan ve ilk olarak 01.11.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Mevduat ve Katılım Fonunun Kabulüne, Çekilmesine ve Zamanaşımına Uğrayan Mevduat, Katılım Fonu, Emanet ve Alacaklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 8. maddesi ile mevduatın zamanaşımına uğrayarak TMSF’ye devri için ilgili bankanın;

   a) Ocak ayı sonuna kadar hak sahibine iadeli taahhütlü mektup göndermiş olması,

   b) Şubat ayı başından tarihinden itibaren 4 ay süre ile kendi internet sitelerinde, anılan mevduatın zamanaşımına uğrayacağını ilan etmesi

   c) Kendi internet sitelerinde ilan yapıldığı hususunu, Şubat ayının onbeşinci gününe kadar ülke genelinde yayım yapan ve ilan talebi tarihinde Basın İlan Kurumu listelerindeki tirajı en yüksek ilk beş gazeteden ikisinde Basın İlan Kurumu aracılığıyla iki gün süreyle ilan etmesi,

   d) Haziran ayının onbeşinci gününe kadar aranmayan mevduatı, Haziran ayı sonuna kadar TMSF’nin T.C. Merkez Bankası’ndaki hesabına devretmesi gerekir. 

   Bu şartlar hali hazırda geçerli olan şartlardır. 2006 yılından bu yana yönetmelikte bazı değişiklikler yapılmıştır. Dolayısıyla mevduatın zamanaşımına uğradığından bahisle TMSF’ye aktarıldığı tarihteki yönetmelik maddelerine göre şartların yerine getirilip getirilmediği incelenmelidir. 

   Örneğin 2012 yılına dek aktarılan mevduatlar bakımından (c) bendinde belirtilen şart, direkt olarak “ülke genelinde yayım yapan tirajı en yüksek iki gazete” şeklinde idi. Dolayısıyla 2012 yılına dek, ilan şartı bakımından “ülke genelinde yayım yapan tirajı en yüksek iki gazete” şartının yerine getirilip getirilmediği aranacaktır.

   Hatta daha da ileri gitmek gerekirse; 2005 yılında kabul edilen 5411 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önceki dönemlerde TMSF’ye (veya eski dönemlerde Merkez Bankası’na) aktarılan mevduatlar bakımından da; hangi dönemde aktarım yapıldıysa o tarihteki yasa veya yönetmelik maddelerinin araştırılarak olaya uygulanması ve çözümleme yapılması gerekir.

   İşbu konuda açılan davaları temyizen incelemek ile görevli olan Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, (a) bendinde yer alan şartın kapsamını, yazımızın başında izah ettiğimiz üzere bankaların birer güven kuruluşu olmaları sebebiyle, mevduat sahibi lehine olmak üzere genişletmiştir. Eğer mevduat sahibine gönderilen iadeli taahhütlü mektup tebliğ edilememişse, bankaya adres araştırması yapması için bir yükümlülük getirmiştir. Hali hazırda bankaların ellerindeki operasyonel imkanlar veya MERNİS kayıtlarına ulaşma imkanları göz önüne alındığında bu yaklaşımın çok doğru olduğu açıktır. Neticede banka minimum on yıl boyunca mevduat sahibinin parasını kullanmaktadır. Bu sebeplerle sadece iadeli taahhütlü mektubu çıkarmak yeterli değildir. 

   Emsal bir davamızda davalı banka, müvekkilimizin ikamet adresi ilçesinin Orhangazi olmasına rağmen, Yıldırım ilçesine iadeli-taahhütlü mektup göndermiştir. Haliyle iadeli-taahhütlü mektup tebliğ edilememiş ve bankaya iade olmuştur. Banka, çok basit bir inceleme ile söz konusu adresin Orhangazi ilçesi olduğunu tespit edeceği halde gerekli araştırma yapmamıştır ve neticede mektup şartı yerine getirilmediği için davamızın kabulüne karar verilmiştir.

   Bir başka davamızda ise iadeli-taahhütlü mektubun müvekkilimizin kardeşine tebliğ edilmiş olmasına rağmen, gazete şartları yerine getirilmediği için davamızın kabulüne karar verilmiş ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından onanmıştır.

   2012 yılına dek devredilen mevduatlar bakımından açmış olduğumuz davalar, gazete/ilan şartının yerine getirilmemesinden kaynaklıdır. Sair yıllar bakımından ise iadeli-taahhütlü mektup şartının yerine getirilmemiş olmasından dolayı davalar lehimize sonuçlanmıştır.

   Son olarak belirtmek isteriz ki; açılacak olan olası bir davanın “sonuç ve talep” kısmında faiz başlangıç tarihine, faiz oranına, mevduatın döviz cinsinden olması halinde fiili ödeme günündeki kura göre talepte bulunulmasına dikkat edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde maddi anlamda ciddi kayıplar yaşanacağı unutulmamalıdır.